Rachel McAdams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rachel McAdams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2012 Çarşamba

The Vow

The Vow - Aşk Yemini

Yönetmen: Michael Sucsy
Dram, Romantik



Paige (Rachel McAdams) ve Leo (Channing Tatum) evli, mutlu, aşık bir çiftimiz. Geçirdikleri bir kaza sonucu Paige hafızasını kaybediyor ve Leo ile geçirdikleri yılları tamamen unutuyor.
Film de Leo'nun Paige'nin aşkını yeniden kazanma çabasını izliyoruz.

Konu gerçek bir hikayeden alınma.



Benim film ile ilgili yorumum ise, filmin tamamen şişirme olduğudur! Aman da ne harika romantik film diye diye merak uyandırdınız, bende hadi bir şans verelim dedim ama yine duvara tosladım.
Konu aslında ilginç ve gerçek olması aslında filmin ilgi çekmesi içinde büyük avantaj ki ben bu avantajın gayet iyi kullanıldığını düşünüyorum. Fakat gerisi yok.


Elimiz de zamanında avukatlık okuyan fakat hayalleri için ailesini bile geride bırakarak avukatlık eğitimini yarım bırakıp heykel sanatçısı olan bir kızımız var. Kızımız anlıyoruz ki bildiğin zengin züppe iken, esas oğlan ile kendini bulmuş, özgür ruhlu bir sanatçı olup mutlu mesut yaşıyor ama kazadan sonra yine züppe oluyor!!

Azıcık daha özenli olsa ya bu senaryolar keşke. Sonu belli zaten, zaman doldurmuşlar bazı sahneler ile bence. Hemen ortaya çıkan eski nişanlı klişesi, ailenin para teklif etmesi falan yapmayın artık bunu! Ben öyle ahış şahım bir aşk da göremedim film de.

Romantik film olsun da ne olursa olsun diyorsanız buyrun izleyin ama benim gibi azıcık mantıklı gidin yahu bıktık bu klişelerden diyorsanız bitse de gitsek kıvamında izleyebilirsiniz bu filmi.

Seçim size ait!

IMDB Puanı: 6.6

6 Nisan 2012 Cuma

Midnight in Paris

Midnight in Paris - Pariste Gece Yarısı


Yönetmen : Woody Allen
Yapım : 2011
Komedi, Fantastik, Romantik






Woody Allen seviyorsanız bu filmi kaçırmamanız gerek. Zaten bence Woody Allen'ı sevin :)


Konusu kısaca şöyle; Gil (Owen Wilson) ve Inez (Rachel McAdams) nişanlı bir çift, Inez'in ailesinin işi için Paris'e tatile geliyorlar ve olaylar burada başlıyor.


İzlemeyenler için filmle ilgili çok bilgi vermek istemiyorum ama bunu nasıl başaracağımı da bilmiyorum, çünkü film ile ilgili anlatacak çok şey var.


Film bir anda öyle başka bir boyuta geçti ki, beni hem şaşırttı hem mutlu etti, mest etti desem yeridir.








Gil ve Inez bence filmin hemen başında da farkedeceğiniz üzere kesinlikle birbirine uygun insanlar değil. Inez'in arkadaşı olan Paul (Michael Sheen) ile karşılaştıklarında tüm Paris'i Paul ve kız arkadaşı ile gezerler. Inez'in Paul hayranlığını ve Paul'un o sanattan çok anladığını zanneden kasıntı tavırları ile boğuluyoruz bir süre.


Gil de bizim gibi sıkılmış olacak ki kendini sokaklara vuruyor, Paris'te yaşama hayalleri ile dolaşıyor. 1920'ler de Paris'te yaşamak üzerine düşünceler içerisindeyken önünde duran bir arabaya binip kendini bir anda 1920 lerin Paris'in de buluyor.






İşte filmin benim için en güzel kısımları da böylece başlamış oluyor. Dönemin sanatçıları ile tek tek tanışıyor. Kimler yok ki; Fitzgerald, Hemingway, Dali, Fennel, Picasso..




Hatta Gil kitabını okuması için Hemingway'e veriyor. Hemingway'in cevabı işte Woody Allen dedirtti bana, işte zeka işte espiri anlayışı :)
"Kitabın kötü ise ondan nefret edeceğim, iyi ise bir yazar olduğum için kıskanıp yine nefret edeceğim, dolayısıyla ondan baştan nefret ediyorum"


ve Adriana (Marion Cotillard). Marian Cotillard'ı severdim zaten daha çok sevdim. Gil ile yakınlaşıyorlar, Adriana o sırada Picasso'nun metresi. 



Adriana ve Gil 1920'lerin tadını çıkartırken önlerinde duran bir araba onları 1800 lü yıllara götürüyor. Adriana orada kalmak isterken, 1800 ler de yaşayanlar da daha öncenin özlemindeler.


Biz daha eskiyi istiyoruz, daha eskidekiler daha da eskiyi.. Kimse bulunduğu zamanın tadını çıkartmak istemiyor sanırım :)


Kesinlikle izleyin derim. Paris için, 1920'ler için, o müthiş sanatçılar için. Bu film sizi belki de özlediğiniz zamanlara götürür :)


IMDB Puanı: 7.8