Insidious - Ruhlar Bölgesi
Yönetmen: James Wan
Gerilim, Korku
Konumuz kısaca, Renai (Rose Byrne) ve Josh (Patrick Wilson) üç çocuklu ve yeni evlerine taşınmış bir çifttir. Oğulları Dalton eve taşındıklarından kısa bir süre sonra teşhis konulamayan fakat koma gibi bir durumda giriyor. Sonra ev de tuhaf olaylar yaşanmaya başlıyor.
Bu film de perili ev durumu yok. Ruhlar var ama aslında olay düşündüğümüzden daha farklı çıkıyor izledikçe. Belki de filmin en ilginç, hadi ya diyeceğiniz kısmı o olabilir!
Sonra Renai (Lin Shaye) isimli bir medyum? geliyor Josh'ın annesi ile birlikte, durumun ne olduğunu anlamak ve yardım etmek için.
Sanırım daha fazla devam edemeyeceğim filmi sakince anlatmaya. Bu nasıl saçma bir filmdir? Ben bu filmi neden izledim? Hadi azıcık korkalım diyen kardeşime uydum tamam da filmi onun seçmesine neden izin verdim?
Bir kere bu nasıl bir babadır, nasıl bu kadar duyarsızdır? Şöyle bir ihtimal de var tabi Patrick Wilson'da ben bu filmde ne yapıyorum diye düşünüp sadece ortalarda dolaşmış ve ezberden replikleri okumuş da olabilir! Karısı intiharın eşiğine gelmiş adam eve geç gelme derdinde, evde bişiler dolaşıyor, çocuk 3 aydır nedensiz uyuyor, evin kapısı kendi kendine açılıyor falan adam put gibi!!
Sonra bir şekilde inanıyor duyarsız babamız, Renai'den yardım almaya ikna oluyor. Renai'nin 2 tane de yardımcısı var. Birbirinden salak, o sırada film korku mu yoksa biri bizimle dalga mı geçiyor da diyebilirsiniz. Birbirleriyle didişiyorlar durmadan.
Aslında ruhlar çocuğu ele geçirmemiş, çocuk astral seyahate çıkıyormuş ama bu sefer çok uzağa gitmiş geri dönememiş, iblisler de onun boş kalan bedenine girmek istiyormuş. Hatta en kırmızı suratlısı ( üstteki fotoğraf) çocuğu esir almış diğer tarafta dönemesin bedenine diye. Baba da aslında çocukken bunu yaşamış ama hatırlamıyormuş, Renai onu da kurtarmış, çocuğu bir tek baba gidip geri getirebilirmiş. Çocuğun başında 3 ay bekleyen ve yine de bedenini ele geçiremeyen iblislerin, babanın bedenini 1 saatte nasıl ele geçirdiği ise benim için hala muamma?
Daha fazla uzatmak istemiyorum. Ben bu filmden hiç bir şey anlamadım. Sadece izlemek isteyen olursa diye uyarmak için yazıyorum :) Saw'ın yönetmeni kötü film yapmaz gibi bir aldanışınız da olmasın, Saw filmi ayrıca tartışılır.
IMDB Puanı: 6.8 ( Fazla bu puan!)
Korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2012 Pazar
14 Nisan 2012 Cumartesi
Apollo 18
Apollo 18 - Ölüm Yolculuğu
Yönetmen: Gonzalo López-Gallego
Bilim - Kurgu, Gerilim, Korku
1972 yılında Apollo 17 isimli uzay aracı insanlı son seyahati gerçekleştirir fakat yıllar sonra NASA'ya ait bir video kaydının ortaya çıkmasıyla herkesten gizlenen bir insanlı uzay yolculuğu daha olduğu öğrenilir.
Ryan Robbins ve Lloyd Owen başrolde. Zaten film de sadece 2 astronot etrafında geçiyor.
Nasa'nın 1961 - 1975 yılları arasında Ay'a 17 insana uçuş gerçekleştirdiğini biliyoruz. Ya daha fazlası varsa? Sonra neden gidilmedi? Bu uçuşlar neden bitti? Yani sen 60 ı yıllarda Ay'a insanlı araç yollarken şu an ki teknoloji ile gerçekten bunu yapamıyor musun?
Komplo teorisi de ya da efsanalerden yola çıkılmış diyebilirsiniz ama durup düşündüreceği kesin. Kaybolan ay taşlarından da bahsedildiğini düşünürsek!!
Belgesel niteliğinde de olan film de, uzaya gönderilen o 2 astronotun uzay da yaşadıklarını izliyoruz.
Uzay da geçirdikleri sürede yalnız olmadıklarını farkeden astronotlar ne yazık ki karşılarında olan "şey" ile baş edemiyorlar çünkü ne ile baş etmeleri gerektiğinin de zaten farkında değiller. Farkedene kadar da iş işten geçmiş oluyor.
Daha önce uzayda ölmüş astronotların cesetleriyle karşılaşıyorlar. Birşeyler dönüyor etraflarında ama anlam veremiyorlar.
Mükemmel bir film değil, belki beklentinizi çok karşılamaz ( Bu tamamen sizin filmden beklentinizle alakalı tabii) Uzay ya da uzaylılarla ilgili filmleri sevenlerin zaten kaçırmaması gerek. Ben izlediğime pişman mıyım? Hayır. İzlenemez diyemem bu filme. Bir kere filmi izlerken gerçekten geriliyorsunuz ve yaşanan çaresizlikten rahatsız olacağınız kesin. Filmin bana hissettikleri bu, uzaydasın, eve dönmek pek senin elinde olan bir şey değil, o sırada insani duygularınla da baş etmeye çalışıyorsun ( Filmin sonunda bunu farkedeceksiniz) İnsanı gerçekten geren bir film.
Ben uzaylıları daha farklı hayal etmiş olabilirim. Böcekler mi yani?! İletişim kurabileceğimiz canlılar gibi benim gözümde hep, koca evrende sadece bizim olabileceğimiz bana pek mantıklı gelmiyor. Bir de neden bu tarz filmler de hep ağzımız burnumuz yamularak, kan revan için de ölmek zorundayız onu da çok anlamıyorum. Şu yaratıkların biri de içimize girmesin, biri de bizi yaratığa dönüştürmesin bir zahmet.
Son olarak bu film sanırım bir kaç hafta önce vizyona girdi ama ben yaklaşık olarak 3 ay önce izledim! Son zamanlar da vizyona giren bir çok filmi de yaklaşık olarak 2-3 ay önce izlediğimi düşünürsek neden bu filmler bize bu kadar çok geç geliyor? Bir de yine Apollo 18 ismi yetmemiş bize Ölüm yolculuğunu eklemişler sonuna, filmin sonunu yazsaydınız bari afişe?
IMDB Puanı: 5.3
Yönetmen: Gonzalo López-Gallego
Bilim - Kurgu, Gerilim, Korku
1972 yılında Apollo 17 isimli uzay aracı insanlı son seyahati gerçekleştirir fakat yıllar sonra NASA'ya ait bir video kaydının ortaya çıkmasıyla herkesten gizlenen bir insanlı uzay yolculuğu daha olduğu öğrenilir.
Ryan Robbins ve Lloyd Owen başrolde. Zaten film de sadece 2 astronot etrafında geçiyor.
Nasa'nın 1961 - 1975 yılları arasında Ay'a 17 insana uçuş gerçekleştirdiğini biliyoruz. Ya daha fazlası varsa? Sonra neden gidilmedi? Bu uçuşlar neden bitti? Yani sen 60 ı yıllarda Ay'a insanlı araç yollarken şu an ki teknoloji ile gerçekten bunu yapamıyor musun?
Komplo teorisi de ya da efsanalerden yola çıkılmış diyebilirsiniz ama durup düşündüreceği kesin. Kaybolan ay taşlarından da bahsedildiğini düşünürsek!!
Belgesel niteliğinde de olan film de, uzaya gönderilen o 2 astronotun uzay da yaşadıklarını izliyoruz.
Uzay da geçirdikleri sürede yalnız olmadıklarını farkeden astronotlar ne yazık ki karşılarında olan "şey" ile baş edemiyorlar çünkü ne ile baş etmeleri gerektiğinin de zaten farkında değiller. Farkedene kadar da iş işten geçmiş oluyor.
Daha önce uzayda ölmüş astronotların cesetleriyle karşılaşıyorlar. Birşeyler dönüyor etraflarında ama anlam veremiyorlar.
Mükemmel bir film değil, belki beklentinizi çok karşılamaz ( Bu tamamen sizin filmden beklentinizle alakalı tabii) Uzay ya da uzaylılarla ilgili filmleri sevenlerin zaten kaçırmaması gerek. Ben izlediğime pişman mıyım? Hayır. İzlenemez diyemem bu filme. Bir kere filmi izlerken gerçekten geriliyorsunuz ve yaşanan çaresizlikten rahatsız olacağınız kesin. Filmin bana hissettikleri bu, uzaydasın, eve dönmek pek senin elinde olan bir şey değil, o sırada insani duygularınla da baş etmeye çalışıyorsun ( Filmin sonunda bunu farkedeceksiniz) İnsanı gerçekten geren bir film.
Ben uzaylıları daha farklı hayal etmiş olabilirim. Böcekler mi yani?! İletişim kurabileceğimiz canlılar gibi benim gözümde hep, koca evrende sadece bizim olabileceğimiz bana pek mantıklı gelmiyor. Bir de neden bu tarz filmler de hep ağzımız burnumuz yamularak, kan revan için de ölmek zorundayız onu da çok anlamıyorum. Şu yaratıkların biri de içimize girmesin, biri de bizi yaratığa dönüştürmesin bir zahmet.
Son olarak bu film sanırım bir kaç hafta önce vizyona girdi ama ben yaklaşık olarak 3 ay önce izledim! Son zamanlar da vizyona giren bir çok filmi de yaklaşık olarak 2-3 ay önce izlediğimi düşünürsek neden bu filmler bize bu kadar çok geç geliyor? Bir de yine Apollo 18 ismi yetmemiş bize Ölüm yolculuğunu eklemişler sonuna, filmin sonunu yazsaydınız bari afişe?
IMDB Puanı: 5.3
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








