La Piel Que Habito - The Skin I Live In - İçinde Yaşadığım Deri
Yönetmen: Pedro Almodovar
Dram, Gerilim
2011
Film Polisiye yazar Thierry Jonquet’in “Tarantula” isimli kitabından uyarlama.
Dr. Robert Ledgard (Antonio Banderas ) geçirdiği bir kaza sonucu bedeni ciddi şekilde yanan karısını iyileştirmeye çalışan deri naklinde uzman bir doktor. Karısı komadan çıktıktan sonra bedenini görünce dayanamayıp, kızının gözleri önünde intihar ediyor. Bundan sonrası ise kızı için çok zor, ciddi psikolojik problemler yaşamaya başlıyor.
Buraya kadar tamam... Yukarı da yazdıklarımı film ile ilgili arama yaptığınız da herhangi bir sitede de bulabilirsiniz. Ama gerisini çok yazmak istesem de, bu film ile ilgili söylemek istediğim çok şey olmasına rağmen yazmayacağım. Çünkü bence bu film bilinmeden izlenmesi gereken bir film. Okumayın, araştırmayın ve sadece filmi izleyin...
Almodovar'ın dünyası bu, hoşgeldiniz.. Karşınıza ne çıkacağını asla bilemezsiniz.
Birisi intikam mı dedi? Sizce intikamın sınırı nedir? Eliniz de yeteri kadar gücünüz, paranız ve yeteneğiniz varsa ne kadar ileri gidebilirsiniz? Etik kurallar mı, onlar da ne??
Filmi başından sonuna kadar şaşırarak izledim. Film de geçen bazı durumları kabul edip, anlamak için sınırlarımı zorladım diyebilirim. Sıradışı, rahatsız edici ve Almodovar'ın diğer filmlerinden çok ayrı bir yerde bence.
İzleyin kendiniz çözün filmi, bence Almodovar yine yapmış yapacağını..
IMDB Puanı: 7.6
Antonio Banderas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antonio Banderas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Haziran 2012 Pazartesi
8 Haziran 2012 Cuma
You Will Meet A Tall Dark Stranger
You Will Meet A Tall Dark Stranger - Uzun Boylu Esmer Adam
Yönetmen : Woody Allen
Komedi, Dram, Romantik
2010
Bir aile, 2 evlilik çevresinde; aldatmalar, boşanmalar, geri dönüşler, terkedişler, zaaflar, endişeler, hurafeler, fallar ve aşk ile dolu bir hikaye..
Yaşlı bir çift olan Alfie (Anthony Hopkins) ve Helena (Gemma Jones) yeni ayrılmıştır. Alfie karısı Helena’yı terk etmiş ve bir fahişe ile birlikte olmaya başlamıştır. Kendisini yeni sevgilisinin yanında oldukça genç hissederken, onun istediği herşeyi yapmaktan da geri kalmaz. Yeni aşkının, yeni hayatının kendisine çok iyi geleceğine ve çok mutlu olduğuna kendini inandırmaktadır ya da kendini kandırmaktadır.
Helena eşinin onu terketmesi ile bunalıma girer, umudunu falcılar da aramaya başlar. İlk başlar da zararsız gözüken bu falcı seansları sonunda Helena'nın tüm hayatının kontrolünü fallara bırakması ile çıkmaza girer. Helena uzun boylu esmer bir adamı beklemektedir artık mutlu olmak için. Kızları Sally ve kocasını da rahat bırakmamaktadır.
Diğer taraftan Sally (Naomi Watts) ve kocası Roy'un (Josh Brolin) ise artık rutine girmiş bir evlilikleri vardır. Bolca ve çözümsüz sorunlar etrafında hayatlarına devam etmeye çalışmaktadırlar.
Roy karşı daire de oturan kırmızılı kadın Dia'ya aşık olup, ona yakınlaşmak için her yolu denemektedir.Bu film de en sevmediğim karakter Roy oldu. Tek bir kitap yazıp başarıya ulaşmış ama devamını getirememiş bir yazar. Evin tüm sorumluluğu Sally'nin üzerinde. Yeni yazdığı kitap yayınevi tarafından beğenilmeyince ise izlediği yol ve sonunda düştüğü durum ise ilgi çekici. Oh olsun dedim izlerken : )
Bu sırada Sally ise patronu Greg'e (Antonio Banderas) karşı bazı hisler beslemeye başlar. Evliliğinin bitmesini pek umursar gözükmese bile, kendine yeni bir hayat kurmak için çıkmazdadır. Annesinden beklediği yardım ile hiç ummadığı bir şekilde sekteye uğrar. Greg konusunda beklentileri ise hayal kırıklığı ile sonuçlanır.
Anlaşılacağı üzere film bolca terketme üzerine kurulu : ) Alfie Helena'yı terkeder, Roy Sally'i terkeder, Dia Roy için nişanlısını terkeder, Greg beklediğimiz üzere Sally için değilse bile karısını terketmek üzeredir.
Film de yer alan tüm karakterlerin hayatı bir şekilde, ucu aşk'a dokunarak değişime uğrar. İlişkiler kötü gitmektedir, yeni ilişkilerin ise iyi gideceği oldukça meçhul durumdadır.
Hayatların da yaşadıkları sıkıntıları çözmek yerine yeni hayat umudu ile yola çıkanların beklentileri ne kadar karşılanacaktır? Hayat fallardaki gibi midir? Gerçekler karşısında hayallerimiz de yarattıklarımızın dayanma gücü ne kadardır? Yeni başlangıçlar her zaman iyi sonuçlar verir mi? Hepimiz bizi gelip kurtaracak uzun boylu esmer adam'ı mı bekliyoruz? Elimizdekinin neyi eksik?
Biz de yeni vizyona girmiş ama aslında eski bir film. Şaşırtmayı seviyoruz sanırım : ) Vizyon da görünce, ben bu filmi izleyeli çok oldu ama dediğim filmler listeme ekledim bunu da.
Film tür olarak komedi, romantik ve dram olarak geçiyor ama ben bolca dram izlediğimi söylemeliyim. Film de yer alan aşkları pek gerçekçi bulamadığımdan romantik kategorisine sokamadım filmi kafamda. Komedi ise bakış açısına göre değişir.
Ben sevdim.
IMDB Puanı: 6.3
Yönetmen : Woody Allen
Komedi, Dram, Romantik
2010
Bir aile, 2 evlilik çevresinde; aldatmalar, boşanmalar, geri dönüşler, terkedişler, zaaflar, endişeler, hurafeler, fallar ve aşk ile dolu bir hikaye..
Yaşlı bir çift olan Alfie (Anthony Hopkins) ve Helena (Gemma Jones) yeni ayrılmıştır. Alfie karısı Helena’yı terk etmiş ve bir fahişe ile birlikte olmaya başlamıştır. Kendisini yeni sevgilisinin yanında oldukça genç hissederken, onun istediği herşeyi yapmaktan da geri kalmaz. Yeni aşkının, yeni hayatının kendisine çok iyi geleceğine ve çok mutlu olduğuna kendini inandırmaktadır ya da kendini kandırmaktadır.
Helena eşinin onu terketmesi ile bunalıma girer, umudunu falcılar da aramaya başlar. İlk başlar da zararsız gözüken bu falcı seansları sonunda Helena'nın tüm hayatının kontrolünü fallara bırakması ile çıkmaza girer. Helena uzun boylu esmer bir adamı beklemektedir artık mutlu olmak için. Kızları Sally ve kocasını da rahat bırakmamaktadır.
Diğer taraftan Sally (Naomi Watts) ve kocası Roy'un (Josh Brolin) ise artık rutine girmiş bir evlilikleri vardır. Bolca ve çözümsüz sorunlar etrafında hayatlarına devam etmeye çalışmaktadırlar.
Roy karşı daire de oturan kırmızılı kadın Dia'ya aşık olup, ona yakınlaşmak için her yolu denemektedir.Bu film de en sevmediğim karakter Roy oldu. Tek bir kitap yazıp başarıya ulaşmış ama devamını getirememiş bir yazar. Evin tüm sorumluluğu Sally'nin üzerinde. Yeni yazdığı kitap yayınevi tarafından beğenilmeyince ise izlediği yol ve sonunda düştüğü durum ise ilgi çekici. Oh olsun dedim izlerken : )
Bu sırada Sally ise patronu Greg'e (Antonio Banderas) karşı bazı hisler beslemeye başlar. Evliliğinin bitmesini pek umursar gözükmese bile, kendine yeni bir hayat kurmak için çıkmazdadır. Annesinden beklediği yardım ile hiç ummadığı bir şekilde sekteye uğrar. Greg konusunda beklentileri ise hayal kırıklığı ile sonuçlanır.
Anlaşılacağı üzere film bolca terketme üzerine kurulu : ) Alfie Helena'yı terkeder, Roy Sally'i terkeder, Dia Roy için nişanlısını terkeder, Greg beklediğimiz üzere Sally için değilse bile karısını terketmek üzeredir.
Film de yer alan tüm karakterlerin hayatı bir şekilde, ucu aşk'a dokunarak değişime uğrar. İlişkiler kötü gitmektedir, yeni ilişkilerin ise iyi gideceği oldukça meçhul durumdadır.
Hayatların da yaşadıkları sıkıntıları çözmek yerine yeni hayat umudu ile yola çıkanların beklentileri ne kadar karşılanacaktır? Hayat fallardaki gibi midir? Gerçekler karşısında hayallerimiz de yarattıklarımızın dayanma gücü ne kadardır? Yeni başlangıçlar her zaman iyi sonuçlar verir mi? Hepimiz bizi gelip kurtaracak uzun boylu esmer adam'ı mı bekliyoruz? Elimizdekinin neyi eksik?
Biz de yeni vizyona girmiş ama aslında eski bir film. Şaşırtmayı seviyoruz sanırım : ) Vizyon da görünce, ben bu filmi izleyeli çok oldu ama dediğim filmler listeme ekledim bunu da.
Film tür olarak komedi, romantik ve dram olarak geçiyor ama ben bolca dram izlediğimi söylemeliyim. Film de yer alan aşkları pek gerçekçi bulamadığımdan romantik kategorisine sokamadım filmi kafamda. Komedi ise bakış açısına göre değişir.
Ben sevdim.
IMDB Puanı: 6.3
Etiketler:
Anthony Hopkins,
Antonio Banderas,
Dram,
film önerisi,
Gemma Jones,
Josh Brolin,
Komedi,
Naomi Watts,
Romantik,
Uzun Boylu Esmer Adam,
Woody Allen,
You Will Meet A Tall Dark Stranger
4 Nisan 2012 Çarşamba
Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar
Mujeres Al Borde De Un Ataque De Nervios - Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar
Bir Pedro Almodovar Filmi
Yapım: 1988
Komedi, Dram
Volver'i yazdıktan sonra bu filmden bahsetmeden olmazdı. Carmen Maura demişken gençliğini izlemeden de olmazdı. Bu filmler bu kadar gerçek olmak zorunda mı :))
Terkedilmiş bir kadın Pepa (Carmen Maura), Ivan (Fernando Guillen) hayatının aşkı ama Ivan pek rahat duran bir adam değil. Tam kadınları delirtecek erkeklerden. Aşk acımı yaşarım, biraz deliririm diyecekken başı belada arkadaş Candela (María Barranco) çıka gelir, Ivan'ın delirmiş eski sevgilisi Lucia (Julieta Serrano), haberi bile olmadığı Ivan'ın oğlu Carlos ( Antonia Banderas) ve nişanlısı Marisa'da (Rossy De Palma) karışınca ortaya bizim için eğlenceli Pepa için delirtici bir süreç başlar.
Bu filmde; Aşk, ayrılık, diğer kadın, aldatılmak, çaresizlik var. Bir kadının en "gerçek" haliyle ayrılığa verdiği tepkiler var. Yatağın yandığı bir sahne var ki, o sahnede ki bakışlar nasıl da gerçek, delirdim, deliricem bakışları :) Telesekreter ile konuşma sahnesi, 2 gün boyunca telefon bekleyip, hayatında ki en önemli şey o anda o telefon olduğu halde sonunda sinirden telefonun kablosunu kopartıp sonra "az önce telefonu koparttım" diye panikle ancak bir kadın koşar zaten :) Gitmeler, kalmalar, kararsızlıklar..
ve aklımda kalan güzel replikler filmden;
"İyi olmaktan bıktım"
"Garip şeyler hep aniden olur"
"Mekanik öğrenmek erkek psikolojisini öğrenmekten daha kolay, motorsikletin ne yapacağını bilirsin ama bir erkeğin asla!"
4 kadın, 4 ayrı problem hepsi bir evde! Antonio Banderas'ın gençliği :)
Filmde ki her karakter kendi içinde özel, kendi içinde deli aslında. Taksici mesela, o sarı saçlar, taksinin iç dizaynı "sigara içtiğiniz için teşekkürler" yazısı..
Bir de film içerisinde tv de izleceğimiz bir reklam var ki; Ecce Omo reklamı, bayılacaksınız :)
Kadın adamdan vazgeçer, artık bir değeri yoktur ama "iyi olduğunu" bilmeden de gidemez.. Kadınları bu kadar mı iyi anlatır bir film.
IMDB Puanı: 7.6
Bir Pedro Almodovar Filmi
Yapım: 1988
Komedi, Dram
Volver'i yazdıktan sonra bu filmden bahsetmeden olmazdı. Carmen Maura demişken gençliğini izlemeden de olmazdı. Bu filmler bu kadar gerçek olmak zorunda mı :))
Terkedilmiş bir kadın Pepa (Carmen Maura), Ivan (Fernando Guillen) hayatının aşkı ama Ivan pek rahat duran bir adam değil. Tam kadınları delirtecek erkeklerden. Aşk acımı yaşarım, biraz deliririm diyecekken başı belada arkadaş Candela (María Barranco) çıka gelir, Ivan'ın delirmiş eski sevgilisi Lucia (Julieta Serrano), haberi bile olmadığı Ivan'ın oğlu Carlos ( Antonia Banderas) ve nişanlısı Marisa'da (Rossy De Palma) karışınca ortaya bizim için eğlenceli Pepa için delirtici bir süreç başlar.
Bu filmde; Aşk, ayrılık, diğer kadın, aldatılmak, çaresizlik var. Bir kadının en "gerçek" haliyle ayrılığa verdiği tepkiler var. Yatağın yandığı bir sahne var ki, o sahnede ki bakışlar nasıl da gerçek, delirdim, deliricem bakışları :) Telesekreter ile konuşma sahnesi, 2 gün boyunca telefon bekleyip, hayatında ki en önemli şey o anda o telefon olduğu halde sonunda sinirden telefonun kablosunu kopartıp sonra "az önce telefonu koparttım" diye panikle ancak bir kadın koşar zaten :) Gitmeler, kalmalar, kararsızlıklar..
ve aklımda kalan güzel replikler filmden;
"İyi olmaktan bıktım"
"Garip şeyler hep aniden olur"
"Mekanik öğrenmek erkek psikolojisini öğrenmekten daha kolay, motorsikletin ne yapacağını bilirsin ama bir erkeğin asla!"
4 kadın, 4 ayrı problem hepsi bir evde! Antonio Banderas'ın gençliği :)
Filmde ki her karakter kendi içinde özel, kendi içinde deli aslında. Taksici mesela, o sarı saçlar, taksinin iç dizaynı "sigara içtiğiniz için teşekkürler" yazısı..
Bir de film içerisinde tv de izleceğimiz bir reklam var ki; Ecce Omo reklamı, bayılacaksınız :)
Kadın adamdan vazgeçer, artık bir değeri yoktur ama "iyi olduğunu" bilmeden de gidemez.. Kadınları bu kadar mı iyi anlatır bir film.
IMDB Puanı: 7.6
Etiketler:
Antonio Banderas,
Carmen Maura,
Dram,
Fernando Guillen,
film önerisi,
Komedi,
María Barranco,
Mujeres Al Borde De Un Ataque De Nervios,
Pedro Almodovar,
Rossy De Palma,
Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












