You Will Meet A Tall Dark Stranger - Uzun Boylu Esmer Adam
Yönetmen : Woody Allen
Komedi, Dram, Romantik
2010
Bir aile, 2 evlilik çevresinde; aldatmalar, boşanmalar, geri dönüşler, terkedişler, zaaflar, endişeler, hurafeler, fallar ve aşk ile dolu bir hikaye..
Yaşlı bir çift olan Alfie (Anthony Hopkins) ve Helena (Gemma Jones) yeni ayrılmıştır. Alfie karısı Helena’yı terk etmiş ve bir fahişe ile birlikte olmaya başlamıştır. Kendisini yeni sevgilisinin yanında oldukça genç hissederken, onun istediği herşeyi yapmaktan da geri kalmaz. Yeni aşkının, yeni hayatının kendisine çok iyi geleceğine ve çok mutlu olduğuna kendini inandırmaktadır ya da kendini kandırmaktadır.
Helena eşinin onu terketmesi ile bunalıma girer, umudunu falcılar da aramaya başlar. İlk başlar da zararsız gözüken bu falcı seansları sonunda Helena'nın tüm hayatının kontrolünü fallara bırakması ile çıkmaza girer. Helena uzun boylu esmer bir adamı beklemektedir artık mutlu olmak için. Kızları Sally ve kocasını da rahat bırakmamaktadır.
Diğer taraftan Sally (Naomi Watts) ve kocası Roy'un (Josh Brolin) ise artık rutine girmiş bir evlilikleri vardır. Bolca ve çözümsüz sorunlar etrafında hayatlarına devam etmeye çalışmaktadırlar.
Roy karşı daire de oturan kırmızılı kadın Dia'ya aşık olup, ona yakınlaşmak için her yolu denemektedir.Bu film de en sevmediğim karakter Roy oldu. Tek bir kitap yazıp başarıya ulaşmış ama devamını getirememiş bir yazar. Evin tüm sorumluluğu Sally'nin üzerinde. Yeni yazdığı kitap yayınevi tarafından beğenilmeyince ise izlediği yol ve sonunda düştüğü durum ise ilgi çekici. Oh olsun dedim izlerken : )
Bu sırada Sally ise patronu Greg'e (Antonio Banderas) karşı bazı hisler beslemeye başlar. Evliliğinin bitmesini pek umursar gözükmese bile, kendine yeni bir hayat kurmak için çıkmazdadır. Annesinden beklediği yardım ile hiç ummadığı bir şekilde sekteye uğrar. Greg konusunda beklentileri ise hayal kırıklığı ile sonuçlanır.
Anlaşılacağı üzere film bolca terketme üzerine kurulu : ) Alfie Helena'yı terkeder, Roy Sally'i terkeder, Dia Roy için nişanlısını terkeder, Greg beklediğimiz üzere Sally için değilse bile karısını terketmek üzeredir.
Film de yer alan tüm karakterlerin hayatı bir şekilde, ucu aşk'a dokunarak değişime uğrar. İlişkiler kötü gitmektedir, yeni ilişkilerin ise iyi gideceği oldukça meçhul durumdadır.
Hayatların da yaşadıkları sıkıntıları çözmek yerine yeni hayat umudu ile yola çıkanların beklentileri ne kadar karşılanacaktır? Hayat fallardaki gibi midir? Gerçekler karşısında hayallerimiz de yarattıklarımızın dayanma gücü ne kadardır? Yeni başlangıçlar her zaman iyi sonuçlar verir mi? Hepimiz bizi gelip kurtaracak uzun boylu esmer adam'ı mı bekliyoruz? Elimizdekinin neyi eksik?
Biz de yeni vizyona girmiş ama aslında eski bir film. Şaşırtmayı seviyoruz sanırım : ) Vizyon da görünce, ben bu filmi izleyeli çok oldu ama dediğim filmler listeme ekledim bunu da.
Film tür olarak komedi, romantik ve dram olarak geçiyor ama ben bolca dram izlediğimi söylemeliyim. Film de yer alan aşkları pek gerçekçi bulamadığımdan romantik kategorisine sokamadım filmi kafamda. Komedi ise bakış açısına göre değişir.
Ben sevdim.
IMDB Puanı: 6.3
Naomi Watts etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Naomi Watts etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Haziran 2012 Cuma
You Will Meet A Tall Dark Stranger
Etiketler:
Anthony Hopkins,
Antonio Banderas,
Dram,
film önerisi,
Gemma Jones,
Josh Brolin,
Komedi,
Naomi Watts,
Romantik,
Uzun Boylu Esmer Adam,
Woody Allen,
You Will Meet A Tall Dark Stranger
31 Mart 2012 Cumartesi
J. Edgar
J. Edgar
John Edgar Hoover (1895 - 1972 ) 1924'ten ölümüne kadar FBI'ın başkanlığını yapan Kamu görevlisi.
http://tr.wikipedia.org/wiki/J._Edgar_Hoover
Yönetmen : Clint Eastwood
Biyografi, Drama, Suç
Bir çok kişinin izlemek istemeyeceği, sıkılacağı, bu ne şimdi diyeceği ve anlamak bile istemeyeceği bir film. Eğer FBI'ın oluşumunda bu kadar yer edinen kişiyi tanımak istemiyorsanız ya da banane diyorsanız izlemeyin, hatta bu satırlardan sonrasını okumayın bile.
Bence film bütün hayatını işi ve ülkesi için ( doğru ya da yanlış, tartışılır) çok şey yapmaya çalışmış ve yapmış bir insanı anlatıyor. Yöntemleri tartışılır ama hırsı ve bence zekası sayesinde çok şey başardığı da ortada. Ben film'den daha doğrusu J. Edgar'dan etkilendim. O nasıl bir hırs, çalışma azmi, dikkat, düzen, ileri görüşlülük ve her şeye rağmen bunları başarma azmi. Birlikte çalışacağı insanları seçme yöntemi ve kriterleri bile bence takdire değer.
J. Edgar'ı Leonarda DiCaprio canlandırmış, bence gayet güzel başarmış. Fimde sıkça göreceğimiz sağ kolu Clyde Tolson'u Armie Hammer ve yine diğer sadık yardımcı Helen Gandy'i ise Naomi Watts oynuyor. İkisinin de gayet başarılı olduğunu düşünüyorum.
Clyde ve J. Edgar'ın ilişkisi ise ayrı bir konu, filmde aralarındaki "aşk" ilişkisine de ufaktan değinilmeye çalışılmış, filmdir adamın hayatını anlatıyor herşey olacak derseniz tamam zaten filmde sıkça birbirlerine bağlılıklarını görüyoruz ama o oteldeki kavga sahnesi yine de gereksiz buldum. Ahh Clyde diyorum, Edgar'ın çoğu zaman acımasız çıkışlarına rağmen iki insanı bunca sence bir arada tutabilecek tek şey aşk olabilir belki de!
Ve annesi, Ne muhteşem kadındır. Bakış açısına göre değişebilir ama bence bu kadar güçlü kalabilmeyi başaran bir erkeğin arkasında her zaman ona böyle destek olan bir kadın olması onu daha da güçlü kılar. Bazen bize inanan tek bir kişi bile dünyayı değiştirmemize yeter! Anne oğlunun mükemmelliğine inanmış ve oğluna da bunu inandırmış. Annenin vefat ettiği sahnede Edgar'ın çaresizliğini çok iyi aktarmışlar .
Filmle ilgili eleştiri olarak söyleyebileceğim tek şey, yaşlılık makyajı olur. Biraz amatör buldum, yaşlanmamış, yaşlandırılmışlar kısmı çok belliydi. Özellikle Clyde'ın makyajı yok artık dedirtti bana.
Kaç başkan görmüş, kimse onu gönderememiş. Gönderemezler tabi, adam her başkanın karşısına dosyalar ile gitmiş. Kendini güzel sağlama almış. Yapmak istediklerinin önünde kimsenin durmasına izin vermemiş. İnandıkları uğruna herşeyi yapmaktan çekinmemiş ( İnandıkları ve yaptıkları tartışılır)
Filmin sonu sizi Edgar konusunda biraz şaşırtabilir ama nihayetinde bu bir filmdir.
Filmi özetleyen en güzel replik:
Clyde : Bu yasal mı?
Edgar : Bazen ülkeni korumak adına kuralları esnetmek zorunda kalabilirsin!
IMDB Puanı: 6.9
Not: İlginizi çekmiyorsa, adamı merak etmiyorsanız izlemeyin bile.
John Edgar Hoover (1895 - 1972 ) 1924'ten ölümüne kadar FBI'ın başkanlığını yapan Kamu görevlisi.
http://tr.wikipedia.org/wiki/J._Edgar_Hoover
Yönetmen : Clint Eastwood
Biyografi, Drama, Suç
Bir çok kişinin izlemek istemeyeceği, sıkılacağı, bu ne şimdi diyeceği ve anlamak bile istemeyeceği bir film. Eğer FBI'ın oluşumunda bu kadar yer edinen kişiyi tanımak istemiyorsanız ya da banane diyorsanız izlemeyin, hatta bu satırlardan sonrasını okumayın bile.
Bence film bütün hayatını işi ve ülkesi için ( doğru ya da yanlış, tartışılır) çok şey yapmaya çalışmış ve yapmış bir insanı anlatıyor. Yöntemleri tartışılır ama hırsı ve bence zekası sayesinde çok şey başardığı da ortada. Ben film'den daha doğrusu J. Edgar'dan etkilendim. O nasıl bir hırs, çalışma azmi, dikkat, düzen, ileri görüşlülük ve her şeye rağmen bunları başarma azmi. Birlikte çalışacağı insanları seçme yöntemi ve kriterleri bile bence takdire değer.
J. Edgar'ı Leonarda DiCaprio canlandırmış, bence gayet güzel başarmış. Fimde sıkça göreceğimiz sağ kolu Clyde Tolson'u Armie Hammer ve yine diğer sadık yardımcı Helen Gandy'i ise Naomi Watts oynuyor. İkisinin de gayet başarılı olduğunu düşünüyorum.
Clyde ve J. Edgar'ın ilişkisi ise ayrı bir konu, filmde aralarındaki "aşk" ilişkisine de ufaktan değinilmeye çalışılmış, filmdir adamın hayatını anlatıyor herşey olacak derseniz tamam zaten filmde sıkça birbirlerine bağlılıklarını görüyoruz ama o oteldeki kavga sahnesi yine de gereksiz buldum. Ahh Clyde diyorum, Edgar'ın çoğu zaman acımasız çıkışlarına rağmen iki insanı bunca sence bir arada tutabilecek tek şey aşk olabilir belki de!
Ve annesi, Ne muhteşem kadındır. Bakış açısına göre değişebilir ama bence bu kadar güçlü kalabilmeyi başaran bir erkeğin arkasında her zaman ona böyle destek olan bir kadın olması onu daha da güçlü kılar. Bazen bize inanan tek bir kişi bile dünyayı değiştirmemize yeter! Anne oğlunun mükemmelliğine inanmış ve oğluna da bunu inandırmış. Annenin vefat ettiği sahnede Edgar'ın çaresizliğini çok iyi aktarmışlar .
Filmle ilgili eleştiri olarak söyleyebileceğim tek şey, yaşlılık makyajı olur. Biraz amatör buldum, yaşlanmamış, yaşlandırılmışlar kısmı çok belliydi. Özellikle Clyde'ın makyajı yok artık dedirtti bana.
Kaç başkan görmüş, kimse onu gönderememiş. Gönderemezler tabi, adam her başkanın karşısına dosyalar ile gitmiş. Kendini güzel sağlama almış. Yapmak istediklerinin önünde kimsenin durmasına izin vermemiş. İnandıkları uğruna herşeyi yapmaktan çekinmemiş ( İnandıkları ve yaptıkları tartışılır)
Filmin sonu sizi Edgar konusunda biraz şaşırtabilir ama nihayetinde bu bir filmdir.
Filmi özetleyen en güzel replik:
Clyde : Bu yasal mı?
Edgar : Bazen ülkeni korumak adına kuralları esnetmek zorunda kalabilirsin!
IMDB Puanı: 6.9
Not: İlginizi çekmiyorsa, adamı merak etmiyorsanız izlemeyin bile.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










