George Clooney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
George Clooney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2012 Pazartesi

The Ides of March

The Ides of March - Zirveye Giden Yol

Yönetmen : George Clooney
Dram, Politik



Öncelikle filmin afişini çok beğendiğimi söylemek istiyorum. Bence afiş bile film ile ilgili fikir edinmenize yardımcı olur.

Konumuz kısaca; Vali Mike Morris ( George Clooney) filmde idealist demokrat bir başkan adayı, Stephen Meyers (Ryan Gosling) ise işinde çok başarılı, genç, hırslı ve Morris’e gerçekten inanan iyi bir kampanya danışmanı. Hatta o kadar iyi ki, bu mükemmel Valimizin sonunu getirebilecek olan bazı durumları ortadan kaldırmak için kimsenin haberi bile olmadan bir çok sorunu hallediyor,filmi izledikçe görüyoruz ki pek kabersiz birşey yapılması mümkün değil, birilerine güvenebilmek ise hiç mümkün değil.



George Clooney filminde idealistiği abarttığı “Müslüman değilim, ateist değilim, hristiyan değilim, yahudi de değilim. Benim dinim Amerika Birleşik Devletleri Yasalarıdır.” sözleri de var. Bana bir başkan adayının sarf edebileceği sözler gibi gelmedi Obama'nın bile Hristiyanlığı ispat etmeye çalıştığı bir Amerika'da. Sayesinde mükemmel politikacı olmadığını da öğreniyoruz zaten.

Karşı tarafın kampanya yöneticisi Tom Dufy (Paul Giamatti) Stephen'e iş teklif ettiğinde ise olaylar başka bir boyuta geçiyor ve Stephen kendini bir anda acımasız politikanın içinde buluyor. Tek yanlış, bir tek küçük yanlış bile bir çok şeyi değiştiriyor.  Philip Seymour Hoffman'ın harika sahneleri var filmin bu yarısında.


Ve evet sonunda Stephen'da oyunu kuralına göre oynamayı öğreniyor. Siyasette başarıya gitmek için her şeyin yapabilirsin ama herşeyi yapamazsın :)) Durumu özetleyen en güzel replik; "Politikanın tek kuralını çiğnedin. Başkan olmak mı istiyorsun? Bir savaş başlatabilirsin, yalan söylersin, hile yaparsın, ülkeyi iflasa sürüklersin ama bir stajerle yatamazsın. Hesabını sorarlar"

Politik filmleri seviyorsanız bence kesinlikle izlenmeli. Sonu güzel bağlanmıştı, politika böyle bir şeymiş dedirtircesine.

IMDB Puanı: 7.3

29 Mart 2012 Perşembe

The Descendants

The Descendants - Senden Bana Kalan

Türü dram komedi olarak geçen filmimiz için ilk başta ne düşüneceğimi bilemedim. Bu konu ile bolca ağlamalı bir film çıkar mıydı? Çıkardı belki. Ama yönetmenimiz Alexander Payne biraz gülelim, hatta şok olalım istemiş olabilir.


Beklentiniz bence ağlayacağım, duygusallıktan öleceğim olmasın. Biraz fazla gerçek bile gelebilir film. Konumuz eşi geçirdiği bir kaza sonucu ölüm döşeğinde olan Matt King'in hem kendi ailesini toplarlama hemde bu sırada atalarından kalan mirasını satıp satmama konusunda yaşadıklarını anlatıyor. Filmin en büyük süprizi ise karısının kendisini aldattığını ve boşanmak üzere olduğunu öğrenmesi.

Kızların (özellikle büyük kızın) babasıyla ilişkisi ise biraz fazla şok edici olabilir. Ama çok da şaşırmamak gerek belki, her aile vicvic mükemmel değil sonuçta, en mükemmel gözükenler bile. Büyük Kız'ı oynayan Shailene Woodley'in performansı ise bence havuz sahnesinde tavan yapmış. Babaya olan kızgınlıklar ve bir yanda da acıma, üzülme sonrasında anneye olan ve ölüm döşeğinde bile olsa geçmeyecek kin. Filmin başındaki uzaklıktan sonra babasının yanında olmak için gösterdiği çaba, yardım etmek istemesi, ne olursa olsun aile böyle bir şey demekki dedirtti bana.


Büyük kızımızın film boyunca yanından ayrılmayan sevgilisi ise bizi sonlara doğru şaşırtmayı başarıyor. Bence izlenmeli.

Filmimiz Altın Küre ödüllü ve Oscar adaylarındandı. IMDB puanı 7.6

Son olarak canım George Clooney sen aldatılacak adam mıydın diye çok saçma bir yorum yaparak bitirmek istiyorum :)