13 Ağustos 2012 Pazartesi

World's Greatest Dad

World's Greatest Dad

Yönetmen: Bobcat Goldthwait
Yapım: 2010, Amerika
Komedi, Dram


Lance Clayton (Robin Williams), oğlu Kyle (Daryl Sabara) ile birlikte yaşayan bir Edebiyat öğretmenidir. Kyle tam bir baş belası ergen genç. Kendisinden filmin en başından itibaren nefret edeceğinizi garanti ediyorum!


Kyle çok, oldukça çok tuhaf bir şekilde ölünce (Nasıl olduğunu filmi izlerken görseniz daha iyi olur bence, keyfini kaçırmak istemem) Lance oğlunun ölümünü intihar gibi gösterir ve onun ağzından bir de intihar mektubu yazar.

Mektup yerel bir gazete de yayımlanınca, bir anda ilgi odağı olur. Lance oğlunun adını kullanarak yazmaya başlar ve Kyle bir anda ünlü bir yazar olur!!


Şimdi öncelikle şunu söylemek istiyorum, filmin sonundan nefret ettim!! Bir kere de doğru olanı (neye göre, kime göre tabi ki) yapmayın ey Amerikalılar!! Böyle güzel bir filmi bile böyle bir son ile mahvetmeyin bir kere de!!

Lance senelerce yazıp duruken, kimsenin onun yazdıklarını görmemesi ama bir yalan sonucu, kendi adını bile kullanamadan yazdıklarının ilgi görmesi de ayrı bir durum film de.

Kyle öyle sevilen, herkesin hayranlık duyduğu, yazılar yazabilecek derinliğe sahip bir gencimiz değil bir kere. Seveninden çok nefret edenin olduğunu söylemek doğru olur, hatta okul da onu pek farketmeyip, ciddiye bile almayanlar da oldukça çok. Fakat nasıl olduysa bu intihar mektubu ve yazılar sonucunda Kyle herkesin çok sevdiği, ilham aldığı bir insana dönüşüyor. Okul da yüzüne bile bakmayan herkesin onunla bir anısı var ve herkes en yakın arkadaşı!!

Birisi ölür, kimsenin umurunda bile değilken bir anda herkesin umurunda olur. İyi olur, harika olur, mükemmel olur vs vs.. Bunu hakedenler de var ama haketmeyip göklere çıkardığımız insanlar daha fazla ne yazık ki. Ölüm, yaşam, başarı, başarısızlık, mutluluk, üzüntü.. farketmez. Etrafımız da herşeyden kendine pay çıkartmaya hazır insanlar hep vardır. Merhaba iki yüzlü insan dünyası!!

Hayatımızdaki insanların ne kadar gerçek? Seviyormuş gibi yapmak, önemsiyormuş gibi yapmak, hep -mış gibi davranmak bir yerden sonra yük olmuyor mu?

Çevremiz de böyle insanlar bolca var. Mış gibiciler bir de kendini kapatıp bir kaç gerçek kalabilen insanla gerçek dostluklar yaşamaya çalışanlar.

Ricamdır, lütfen herkes beni sevmesin. Ben herkesi sevmiyorum çünkü..

Sonunu görmezden gelebilirseniz bence izlenir, bolca gülersiniz, üzülürsünüz ve "evet ne yazık ki böyle" diye diye izlersiniz.

IMDB Puanı: 7.0

8 yorum:

  1. benim hoşuma gitmemişti film. oğlu öldü, orada bıraktım. yazarlığı ölü oğlunun üzerinden kazanmasını hazmedemezdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısımda haklısın, oğlunun ölümünü farklı göstermek için başlamışken, kendini (yazma tutkusuna mı demeliyim bilmiyorum) kaptırıp o noktaya gelmese daha iyiydi. Ama film de bi yerde bundan ibaretti aslında, yalanlar üzerine..

      Sil
  2. Robin Williams'ı severim. bu filme de bir şans vereceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonu hariç pişman olmazsın bence :)

      Sil
  3. izlemesem de olurmuş.
    :)

    YanıtlaSil
  4. sizi izlemeye aldım.paylaşımlar için teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim.

      Sil